Evrimsel Psikoloji Kötü Kararlarımızı Nasıl Açıklıyor?
Bugüne kadar aldığınız o kötü kararlar yüzünden kendinizi ne kadar acımasızca eleştirdiğinizi çok iyi biliyorum… Peki sizce neden uzun vadeli kararlar almak yerine daima o anki zevke yenik düşüyoruz? Neden diyete başlamak varken o pastayı yiyor, birikim yapmak varken paramızı kısa vadeli ödüller uğruna harcıyoruz? Aslında bu durum, zayıf bir karakterin değil, on binlerce yıllık bir hayatta kalma savaşının sonucudur.
Bugün tıp, evrimsel psikoloji ve karar verme mekanizmaları zamansal indirim (temporal discounting) dediğimiz bu olguyu mercek altına alıyor. Gelecek kaygısı ve beyin arasındaki bu amansız çatışmanın köklerini anladığınızda, omuzlarınızdaki o ağır suçluluk duygusunun nasıl hafiflediğini hissedeceksiniz.
İnsanoğlu olarak genellikle zihnimizin kontrolünün tamamen kendi ellerimizde olduğuna inanmak isteriz. Oysa gerçekte, davranışlarımızın büyük bir kısmı vahşi doğada hayatta kalmaya çalışan atalarımızın yazılımlarını taşır. Kendinize kızmadan önce şunu anlamalısınız: Vücudunuz ve beyniniz sizi mutlu etmek için değil, hayatta tutmak için evrimleşmiştir.
Zamansal İndirim: Gelecek Neden Değersiz Görünür?
Öncelikle, bilim dünyasında onlarca yıldır psikoloji ve finans araştırmalarının odak noktası olan bir kavramdan bahsetmeliyiz: Zamansal indirim
İnsanlara şu an hemen alacakları küçük bir ödül ile gelecekte alacakları çok daha büyük bir ödül arasında seçim yapma şansı verildiğinde, neredeyse her zaman kısa vadeli ama sonuçta daha az faydalı olan seçeneği tercih ederler.
Bu durum, Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Richard Thaler gibi ekonomistlerin de uzun yıllardır ilgisini çekmiştir. Hatta Thaler’ın araştırmaları o kadar etkili olmuştur ki ABD Kongresi 401(k) emeklilik sisteminde devasa bir reform yapmıştır.
- İnsanların gelecekteki faydayı (emeklilik) seçmekte zorlandığını fark eden sistem, çalışanları otomatik olarak emeklilik planına kaydetmeye başlamıştır.
- Katılmak için başvuru yapmak yerine, yalnızca çıkmak isteyenlerin işlem yapması (opt-out) sağlanmıştır.
- Görünüşte çok küçük olan bu değişiklik, insanların uzun vadeli ödülleri seçmesini kolaylaştırmış ve milyarlarca dolar tasarruf edilmesini sağlamıştır.
Fakat asıl soru şuydu: Neden beynimiz bu şekilde çalışıyor? Neden gelecekteki daha büyük bir faydayı göz ardı edip anı yaşamayı seçiyoruz?
Vahşi Doğanın Kuralları: Paleoantropolojik Bir Bakış
Nevada Üniversitesi’nde görev yapan paleoantropolog Doç. Dr. Brian Villmoare, bu soruya evrimsel bir bakış açısıyla yanıt aramıştır. Erken dönem insanlarının çevrelerine nasıl tepki verdiklerini inceleyen araştırmacılar, atalarımızın karar verme mekanizmalarını çözmek için çok çarpıcı bir adım attılar.
Gerçek şu ki insanlar, 200.000 yıl boyunca inanılmaz derecede öngörülemez bir çevrede evrimleşmiştir.
- Atalarımız aniden değişen hava koşullarıyla mücadele etmek zorundaydı.
- Her an beklenmedik yırtıcı hayvan saldırılarına uğrama riski vardı.
Böylesine kaotik bir dünyada “Gelecek için bekleyeyim” demek, çoğu zaman ölüm fermanını imzalamak anlamına geliyordu.
Bu nedenle doğal seçilim, hemen o anda elde edilebilecek garantili kalorileri ve kaynakları (kısa vadeli ödülleri) tercih eden beyinleri hayatta tuttu. Bizler, beklemeyi reddeden o hayatta kalma uzmanlarının torunlarıyız!
Yüzlerce Nesli Kapsayan Matematiksel Kanıt
Villmoare ve ekibi, bu teoriyi kanıtlamak için yüzlerce nesil boyunca devam eden evrimi simüle eden matematiksel modeller geliştirdiler. Organizmaların iyi bir kısa vadeli ödül ile hayatta kalma ve üreme şansını artıran çok daha iyi bir uzun vadeli ödül arasında seçim yapmaya zorlandığı bu model, çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.
Doğal seçilimin gelecekteki bir ödülü desteklemesi için, o ödülün yalnızca çok daha büyük olması yetmiyordu; aynı zamanda son derece “öngörülebilir” olması da gerekiyordu.
Örneğin, gelecekteki bir ödülün gerçekleşme ihtimalinde yalnızca %50’lik bir belirsizlik varsa ve bu ödül, zaman olarak kısa vadeli olandan iki kat daha uzaktaysa, organizmalar hiçbir şekilde uzun vadeli ödülü seçmiyordu.
Yani beynimiz bilinmezlikten öylesine nefret ediyor ki en ufak bir belirsizlikte geleceği anında çöpe atıyor.
Çevresel Faktörler Bizi Nasıl Şekillendiriyor?
Ancak her şey DNA ile bitmiyor…
Doğa bize aynı zamanda müthiş bir esneklik de bahşetmiştir. Örneğin, sincaplar veya örümcekler gibi yiyecek depolayan hayvanlar, yiyeceğin daha sonra güvenilir bir şekilde bulunabildiği durumlarda uzun vadeli ödülleri önceliklendirebilmektedir.
İnsanlar söz konusu olduğunda ise, işin içine derin sosyoekonomik faktörler giriyor.
70’li yıllarda yapılan o meşhur “Marshmallow Deneyi”ni hatırlarsınız.
Çocuklara bir şekerleme verilmiş ve 15 dakika boyunca onu yemezlerse ikinci bir şekerleme alacakları söylenmiştir. Beklemeyi başaranların gelecekte daha başarılı olacağı iddia edilmişti.
Oysa ki birkaç yıl önce çok daha büyük bir grupla tekrarlanan bu çalışma, 5 yaşındayken hazzı erteleyebilmenin iradeden ziyade çocuğun sosyoekonomik geçmişiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.
Dolayısıyla, iyi kararlar alabilme yeteneğimizi belirleyen en büyük faktör aslında içinde bulunduğumuz çevredir.
Kendi Evriminizi Yeniden Yazın
Uzun vadeli kararlar almakta zorlanmanız, insan olmanın çok doğal ve biyolojik bir parçasıdır. Atalarımız öngörülemez bir dünyada hayatta kalmak için kısa vadeli ödüller peşinde koştular. Ancak bugün, o vahşi ormanda değiliz.
Evrimsel psikoloji ve karar verme mekanizmalarımız bize anlık hazzı fısıldasa da, bizler farkındalıkla donatılmış varlıklarız.
Birey olarak ve toplum olarak, evrimsel tarihten gelen bu psikolojik önyargıya sahibiz. Ancak araştırmacıların da vurguladığı gibi, bunun nedenini anlamak seçimlerimizi iyileştirebilmek için atacağımız ilk ve en önemli adımdır.
Zamansal indirim tuzağına düştüğünüzde, kendinize şefkat gösterin.
Gelecek kaygısı ve beyin oyunlarına teslim olmak yerine, çevrenizi düzenleyerek, eğitiminize yatırım yaparak ve kendinize sağlıklı rutinler oluşturarak o kadim yazılımı güncelleyebilirsiniz.
Suçluluk duygusunu bir kenara bırakın; çünkü siz DNA’nızdan çok daha fazlasısınız….
Referans:
- Brian Villmoare et al., “Evolutionary origins of temporal discounting: Modeling how time and uncertainty constrain optimal decision-making strategies across taxa”, PLOS ONE, (2024). DOI: 10.1371/journal.pone.0310658
Bu konuyu farklı bir açıdan derinleştirmek isterseniz, Hayır Diyebilmek yazımızı da okuyabilirsiniz.
Bu konuyu farklı bir açıdan derinleştirmek isterseniz, Kendini Sabote Etmek yazımızı da okuyabilirsiniz.
Bu içerik genel sağlık bilgilendirmesi amacıyla hazırlanmıştır. Tanı, tedavi veya kişiye özel tıbbi öneri yerine geçmez. Bu makale uluslararası geçerliliği olan bilimsel kaynaklar referans alınarak hazırlanmıştır. Ancak tıbbi bir durumla ilgili sorularınız için her zaman doktorunuzun tavsiyesine başvurunuz. Bu bilgilerin profesyonel tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini alması amaçlanmamıştır veya ima edilmemiştir. Bu yazıda klasik biofeedback, quantum biofeedback ve biorezonans birbirinden ayrı değerlendirilmektedir. Klinik kanıt düzeyi kullanılan yöntem ve sağlık sorununa göre değişir.Klasik HRV, EMG, EDA, solunum ve EEG biofeedback yöntemleri ile quantum biofeedback sistemleri aynı teknoloji ve aynı klinik kanıt tabanına sahip değildir.
“İradenizin Değil, DNA’nızın Suçu” üzerine bir yorum